31 Temmuz 2012

Kaos, kavga, nefret ve Aziz Yıldırım

Yıllardır sabrediyorum ama artık dayanamıycam...Bu nedir ? Nasıl bir nefrettir...Sayın Aziz Yıldırım Şike ve silahlı örgüt kurma suçlarından yargılanmış, ülkemizdeki en hızlı yargı kendisi için işletilmiş, savunma hakkını kullanmış ve sonucunda Cumhuriyet Hakimi kendisini suçlu bulmuştur...Kendisi hüküm giymiş bir suçludur...Yargılama sürecinin son kısmı olan temyiz hakkını kullanmış ve bunun sonucunu beklemektedir...Eğer temyiz başvurusu reddedilirse kalan cezasını çekmek için tekrar hapse girecektir...Tabiki temyiz bu kararı kendisi lehine veya aleyhine de bozabilir...Ancak bu süreç tamamlandığında suçlu bulunursa tekrar hapishaneye girecektir...Ortada bir sürü tape ve kanıt bulunmaktadır...Tarlalardan Emenike'ye kadar...Bütün bu pislik herkesin gözleri önünde cereyan etmiş ve saklanabilecek bir tarafı kalmamıştır...
Ancak Sayın Yıldırım hakkında bu konuda hüküm bulunmasına karşın, camiasına şike lekesi sürmüş olduğu ve silahlı suç örgütü kurmuş olduğu mahkeme kararıyla sabit olmasına karşın tahliye olduktan kısa bir süre sonra gene yıllardır sürdürdüğü kavgacı, çirkin, sınır tanımaz, haddini bilmez, ders almaz ve nefret dolu duygularını kendi camiasına açıklamış ve alkışlanmıştır... Hadi diyelim ki yaşananlardan hiç ders almadı bu zat peki ama onu alkışlayan bu şakşakçı kitleye ne demeli??? Siz ne zaman Fenerbahçe'yi değil de Azizbahçeyi tutar hale geldiniz...Bu adam aklanmadı yahu Suçlu bulundu !!! Suç işlemiş suçççç !!!Kanunlara karşı gelmiş...Bir sürü insanı kandırmış...Kazanma hırsıyla neler yapmış...Koskoca bir camiayı lekelemiş...Daha ne yapsın...Siz nasıl hala çıkar bu zattı alkışlarsınız yahu...Nerde sizin mantığınız ve ahlakınız ??? Bütün bunları düşününce insan iyi ki fenerli değilim demekten başka bir şey diyemiyor... Allah herkese akıl fikir versin ve doğru yoldan ayırmasın...

15 Mayıs 2012

Fenerbahçe - Polis savaşı ve hazımsızlık...

Soruşturma başladığından beri süren Polis Fenerbahçe gerginliği Kadıköy'de 50.000 kişi önünde kaybedilen kupa sonrasında doruğa ulaşmış ve meydan muharebesine dönüşmüştür...İste bunun sonucunda da aşağıdaki görüntüler ortaya çıkmıştır:
İşin daha da kötü tarafı içeride bunlar yaşanırken dışarıda da korkunç görüntüler yaşanmaktaydı. Polisin Fenerbahçe taraftarıyla meydan muharebesi başlamıştı...Polis kendisini korumak için tek sahip olduğu yetki olan biber gazına başvurduğu için Fenerbahçe taraftarı çıldırmış ve son maçta Kadıköy'de kaybedilen şampiyonluğun da acısını çıkarmak için gözü dönmüş bir şekilde saldırıyor, yakıyor, yıkıyor ve polise bıçak dahi çekiyor...
Açıkcası ben bu görüntülerden rahatsız olmuyorum çünkü Fenerbahçe taraftarının profilinin bu olduğunu gayet iyi biliyorum...Defalarca dile getirdim, biz bize yeteriz mantığı hastalıklı bir yaklaşımdır, herkesi karşısına alır, anlamsızca ve hiç gerek yokken kendisini yalnızlaştırır... Fenerbahçe taraftarı son maçında şampiyonluğu Galatasaray'a kaybetmeyi hazmedememiştir...Sahaya girmiş futbolculara saldırmış (alttaki resim), polise saldırmış, soyunma odalarına girip Galatasaray'lı futbolcu ve yöneticileri linç etmek istemiştir...Polis buna izin vermeyince de Polisle savaşmıştır...Dile getirilmekten kaçınılan gerçek budur...
Stad boşaltıldıktan sonra Galatasaray kupasını almış ve Fenerbahçeli tarafatarlar bu görüntüye kahrolmuşlardır...Buna karşın Glatasaraylı taraftarların sosyal medyada dile getirdikleri espiriyi burada yenilemek istiyorum: AĞLAYACAKSANIZ OYNAMAYALIM BEYLER !!!

21 Şubat 2012

Çaresiz çırpınışlar...

Bugünlerde çaresiz bir adamın çırpınışları medyada çokca yer alıyor...Bu kişi Sayın Aziz Yıldırım. Kendisini hiç ama hiç sevmem. Sırf başarılı olmak için Türk futboluna çok büyük zarar vermiş ve Fenerbahçe taraftarları dışında herkesin antipatisini kazanmıştır. Kulübünü çok sevmiş veya sportif başarı yakalamış da olabilir (ki bir avrupa başarısının yanından bile geçememiştir) ancak dışarıdan bakan birine kazanmak için herşeyi yapma potansiyeli olan bir adam imajı vermiştir. Kaybetmeyi çok zor sindirebilen ve futbolun bir spor/oyun olduğunu unutan mantıksız fanatik profili çizmiştir. Bunun sonucunda da aşağıdaki fotoğraf gazetelerde basılmıştır.


Suçu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur. Ancak ben futbolumuzu hırsıyla kirlettiğine inandığım Sayın Aziz Yıldırım'ı kendi gönlümde çoktan mahkum ettim. Belki şike davasında suçsuzluğu sabit görülüp beraat edebilir ancak 3 kuruşluk başarı uğruna Türk futboluna verdiği zarar, körüklediği kutuplaşma, Galatasaray kompleksi ve nefreti malesef gün gibi ortadadır. Bu öfke ve nefret yeri geliyor çok iyi bir Fenerbahçeli olan Sayın Mehmet Ali Aydınlar'a ve yeri geliyor koskoca Cumhuriyet Savcısına dil uzatmasına sebeb oluyor. Bir bakıyorsunuz "bizim kalemimizi kırmışlar" diyerek hükümeti işaret ediyor sonra işine gelince şikeyi ben değil Galatasaray yaptı diyor. Ne diyelim, çaresiz çırpınışlar...

23 Ocak 2012

Mantık ve taraftarlık...

Fenerbahçe, Şike, TFF, Mehmet Ali Aydınlar, küme düşürmek, 58. madde, değişsin, hayır değişemez, ateş üfleyerek sönmez, yarım puanımızı bile silemezsiniz...
Son aylarda gündemimizi meşgul eden ve taraftarları tahrik eden, rahatsız eden ve üzen konulardan bir buket derledim yukarıda.
Taraftarlık kavramı bence mantıkla çelişen bir durum. Hiç bir bağınızın olmadığı bir kulübe sevdalanmak ile ilgili bir durum taraftarlık. Mantıksız davranışlar sergilenmesine sebeb olan bir durum tamamen. Stada giderken sırf üzerinde karşı takımın forması var diye hiç bir husumetin olmayan birini dövme isteği hissetmek gibi anlamsızlıklar silsilesi aslında...


Şimdi kökeni mantıksızlık olan bu yapının işi mahkemeye düştü iyi mi :)))
Hayır mahkemeye de, savcıya da yazık...Devlet savcısına işini iyi yapabilsin diye para ödüyor, Savcı işini yapıyor ve yeni konulmuş bir kanuna aykırı davrandığını tesbit ettiği zanlıları tutuklatıyor...Ama tutuklattığı kişi Fenerbahçe'nin başkanı olunca kıyamet kopuyor..."Yahu bu ülkenin Orgenaralleri, Genelkurmay Başkanı, gazetecileri tutuklu bir şey olmuyor da Fenerbahçe'nin başkanı tutuklanınca niye bu gürültü?" sorusunun cevabi işte bu mantıksızlıkda gizli...
Tabiki doğru ve mantıklı bakış açısı şu şekilde olmalı:
Bence: Eğer bir kulübün başkanı kulübün daha iyi sonuçlar almasını (veya şampiyon olmasını) sağlamak adına bir takım kanunsuz işler (teşvik primi de dahil) yaptıysa yargılanmalı ve suçlu bulunursa hem kendisi hem de kulübü cezalandırılmalıdır.
Bu duruma Fenerbahçe taraftarı da bu şekilde bakmalıydı diye düşünüyorum.Ancak işte bu mantık dışı durumun içinde mantıkla açıklanamayan bir tavır sergiliyor kimi Fenerbahçe taraftarları..."Biz Aziz başkanın arkasındayız!" ee kardeşim bu adam kanunsuz işler yapmışsa ve hüküm giyerse arkasında olsan ne yazar olmasan ne yazar.
Mantıklı yaklaşım; bir spor kulübünün kanunsuz işler yapan insanları eleştirmesi ve bünyesinde barındırmaması gerektiğini söyler. Kulüp şampiyon olsun diye şike yapan yönetici için destek yürüyüşünü organize etmeyi değil.
Ancak dediğim gibi taraftarlık özünde mantıksızlık kavramını içerir...
O yüzden bu süreçte söylenenler ve yaşananlar aslında çok da önemsenmemelidir...
Düzgün bir yargılama ve mahkeme süreci sonucunda verilen karara göre eğer bir suç varsa cezası verilmeli aksi takdirde oluşmuş olan her türlü zarar tazmin edilmelidir.
Bütün bu karmaşa içinde kişisel olarak itiraz ettiğim tek bir nokta bulunmaktadır:
Biz bize yeteriz diyip, Fenerbahçe Cumhuriyeti diyip kendisini tüm diğer Türk takımlarından ayrıştırmaya çalışan bu kulübün şimdi çıkıp bu Fenerbahçe'ye karşı yapılmış bir operasyondur demesi, Fenerbahçeli TFF başkanıyla ölümüne kapışması çok ama çoook komiktir...
Beni de çok güldürmektedir...Beter olun dedirtmektedir...
İşte bu da bu yazıyı yazan bloggerın taraftarlığı nedeniyle mantıksızlığına çok güzel bir örnektir :)))